Steemit Ailesi Hepinizin Yeni Yılı Musmutlu Olsun

Bu yılın herkese kucak dolusu mutluluk, neşe, sağlık, huzur ve şans getirmesini dilerim.

Bu yılda hasta olanlar iyileşsin, borcu olanlar sıfır borçla yeni yıla girsin inşallah. Bekarlara hayırlı eş, çocuk isteyenlere hayırlı evlat olsun inşallah. Küskünler barışsın, savaş olmasın, barış dolu bir yıl olsun. Herkesin içi merhamet ve sevgiyle dolsun. Kin nefret olmayan bir yıl olsun.

Keşke tüm dileklerim kabul olsa “hayat bayram olsa”

Gerçek Bir Kol Kırılma Hikayesi 😊🧿

Öğlen arasıydı ve işten çıkıp eve gidecektim. Kapının önüne çıktım, ayağım kaydı kolumun üstüne düştüm. Hemen toparlanıp ayağa kalktım, dirseğim çok acıyordu, kırıldığını anladım, etrafa baktım, boya yapan  işçileri gördüm ve onlara kızdım. Çünkü onlar boya yaparken kapının oraya tiner dökülmüş ve ben o tinere basıp kaydım. Arkadaşlarım beni hemen hastaneye götürdüler. Kolumun dirsekten röntgenini çekmeye çalıştılar. Canım çok yanıyordu. Zar zor röntgen çekildi. Kolumun kırıldığını öğrendim. Omuzdan bileğime kadar alçıya alındı. Hareketlerim kısıtlandı. Kıyafetlerimi bile tek başıma giyemiyordum. Yemek  yapamıyordum. Aç kaldım. Konya’ya annemin yanına gittim. Bir ay o baktı bana. Başkasına muhtaç hale gelmek çok zor . Allah kimseyi elden ayaktan etmesin. Ama annemin yanında olmak çok güzeldi. Tatil gibi geldi. Kolum da iyileşti. Maşallahı var. İlk kolumun kırıldığını öğrendiğimde sakat kalacağım diye ağlamıştım. Boya yapanlardan şikayetçi olmadım. Kimse bile bile böyle bir ihmal yapmaz. Hem onlar da üzüldü beni alçı ile görünce. Zaten denetimli serbestlik cezası olarak bu işi yapıyorlardı. Aradan tam bir sene geçti ve bomba gibiyim. Maşallah bana 🙂

Tahirozgen hocamın “tebdili bilinç” rüyasının yorumunun devamıdır :)) (2. bölüm)

Herkese merhaba arkadaşlar, bildiğiniz üzere artık rüya tabirleri üzerinde baya ustalaştım, sağolsun tahirozgen hocam sayesinde, eğer sizler de abuk subuk rüyalar görürseniz bana haber edin, ben çok iyi yorumluyorum, yorumlarım da hep çıkar zaten, nasıl bir yetenekse kendimle övünmek gibi olmasın :)))
Eveeeet nerede kalmıştık, normalde görülen rüyalar kısa sürermiş en fazla bir iki dakika ama tahirozgen hocamın rüyaları öyle normal rüyalardan değil onun rüyaları birkaç saat sürüyor sanırım, hatta bazen rüyada birkaç gün kaldığı da oluyor bildiğim kadarı ile uyanasıya kadar hep rüyalar aleminde değerli hocamız. Neyse ona huzurlu rüyalar dileyerek tabirimize kaldığımız yerden devam edelim değil mi?:))

Tam da gözlerimi yeniden açacağım anda; karşıdan gelen mor renkli devasa bir tırın ters şeride girip, hızla üzerime doğru geldiğini gördüm. Kaçacak bir yerim de yoktu gözlerimi açmaktan başka, ama açamadım.

Hocam rüyanızda mor devası tırın karşıdan geldiğini görmeniz, aslında o mor devasa bir tır değil o bir top sizin algılar onu devasi bir tır olarak algılasa da ben onun mor bir top olduğunu görüyorum, siz benden iyi mi göreceksiniz demeyin, görürüm ben evet o bir mor top, onu neden devasa bir tır olarak gördüğünüzü inan yorumlayamıyorum, demek siz mor rengi seviyorsunuz, ancak bu şekilde yorumlayabiliyorum, evet top sizin tam kafanıza doğru geliyor, kafanızdaki abuk kuşları kaçırıyor, bu da artık abuk kuşlarınızın beyninizi yiyemeyeceğine, bu duruma sizin üzüleceğinize işaret ediyor, çünkü siz abuk kuşlar beyninizde ötmeden yaşayamıyorsunuz, şimdi nereden çıktı bu abuk kuşlarımı kaçıran top demeyin hocam bu sizin rüyanız ben de yorumcuyum, gözlerinizi açtığınızda abut kuşlarınızdan en tiz sesli öten kuşunuzun halen beyninizin içinde tiz tiz öttüğünü duyuyorsunuz ve seviniyorsunuz, beyninizin içinde abuk kuşlar yuvalanmış birkaç tane yavru yapmış, aman hocam onlara iyi bakın sakın beyninizden kaçırmayın, onlar olmadan siz olmazsınız.

Kaçamadığım üzere; şiddetli bir çarpmaya maruz kalmıştım ve bedenim çok uzaklara savrulmuştu.


Rüyada kaçamamak hayatın zorlukları ile savaşmaya devam etmeye, çarpmaya maruz kaldığınızı görmek, hayat ile mücadelenizde bazı zorluklarla karşılaşmaya, bedeninizin çok uzaklara savrulması yakında bir yolculuğa çıkacağınıza işaret ediyor.


Acılar içerisinde kıvranırken; savrulup gittiğim yerde annemin beklediğini gördüm. Annem bana gülümsüyordu. Canımın acısını hiç belli etmemeye çalıştım; o ise şifa veriyormuşcasına saçlarımı okşadı.


Acılar içinde kıvranmanız bir olaya çok sevinip mutlu olacağınıza, annenizi gittiğiniz yerde görmeniz, yolculuğa çıkarken annenizi de yanınıza alacağınıza, canınızın acısını belli etmemeniz çok güçlü bir karakter yapısına, annenizin gülümsemesi ise sizi iyi yetiştirdiğine, saçlarını okşaması ise hayırlı bir evlat olduğunuza, anne duası alarak yaşadığınıza işaret ediyor. Ne mutlu size hocam . Allah analarımızı babalarımızı başımızdan eksik etmesin, onların yokluklarını yaşatmasın inşallah. Buradan Konya’daki anne ve babama selamlarımı iletiyorum. İyiki varsınız annecim babacım, sizler bana güç kuvvetsiniz, sizlerin var olduğunu bilmek bile bana yeter. Ah anacığım ah boşuna dememişler “ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” onların kıymetlerini sağken bilelim arkadaşlar, rüya yorumum bölündü biliyorum ama napim içimden bunları yazmak geldi.


“Hava soğuk oğlum, giy şu külotlu çorapları, hasta olma.” diyordu.


Bak işte bak şimdi dememiş miydim? Ağlarsa anam ağlar diye, rüyada bile oğlunun külotlu çoraplarını düşünen bir anne, neden düşünüyor, oğluşu hasta olmasın diye işte tam benim gibi bir ana ben de oğluma “ayağına şu pembe terlikleri giy bak hasta olacaksın” diye az söylenmiyorum, belki de onun da rüyasına giriyordur ama anlatmıyordur bana kimbilir:)))


İçten içe öfleyip pöflesem ve hatta kızsam da; kıramadım onu ve giyiverdim verdiği kalın kırmızı külotlu çorabı.


Evet hocam rüyanızda annenize öfleyip pöflemeniz, rüyada bile olsa annenizin size olan ilgisinden dolayı çok hoşnuz olduğunuza, annenizi kırmayıp kalın kırmızı külotlu çorabı giymeniz ise bir yerden sizi biraz tedirgin edebilecek bir haber alacağınıza işaret ediyor.


Evet arkadaşlar bir rüya tabirleri yorumumun daha sonuna geldim, rüyanın devamını yorumlamaya üçüncü bölümde devam edeceğim, .Annenizin babanızın ve tüm sevdiklerinizin kıymetini sağken bilin.Sağlıcakla kalın güzel insanlar.

Steemitte Birinci Yılımı Kutluyorum

Evet sevgili dostlar, bugün benim steemitte birinci yılımın dolduğunu @steemitboard yorum olarak belirtmesi üzerine sevgili @sudefteri ile @damla sağolsunlar  discorttan bana yazıp haber verdiler. 😍 onlara buradan kocaman teşekkürlerimi iletiyorum iyiki varsınız kızlar.😍 

Steemitte bir yılım nasıl doldu hiç anlamadım. Daha dün gibi kızımı ve oğlumu steemite üye olmaları ve paylaşım yapmaları için ikna etmeye çalışıyordum. Üye oldular ama para kazanamayınca paylaşım yapmayı bıraktılar. 

Steemite sadece para olarak bakmamak gerekir. Steemit insanların yazılar yazarak ve okuyarak kendilerini geliştirdikleri harika bir platform, bilgi öğrenmek ya da öğretmek para kazanmaktan daha güzel bir duygu. 

Bir yıl boyunca buranın bana kattığı çok değerli hazineler ve değerler oldu. En başta çok sevdiğim arkadaşlarım oldu. Hepsi kendini biliyor isim isim yazmıyorum çünkü bir kişiyi yazmayı unutsam üzülürüm

Genelde eğlenceli paylaşımlar ve yorumlar yapmaya özen gösteriyorum. Çünkü hayatın telaşına o kadar kaptırmışız ki, hep bir stres içinde hissediyoruz kendimizi. O yüzden burada yazarken ya da yorum yaparken  de çok eğleniyorum 🥳

Biraz uzun yazmak istiyordum ama uykum çok geldi. Bugün çok yoğun bir gündü. Adaya gittim sizlere ada resimlerimi atarak yazımı sonlandırıyorum. 

Kalın sağlıcakla güzel dostlar.

Tahirozgen Hocamın “Tebdili Bilinç” Rüyasının Yorumudur.

Öncelikle tahirozgen hocama eşsiz ilginç rüyasının tabirini yapmama izin verdiğini için kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım yaptığım yorumlar ona çözüm yolunu gösterir ve kendisi huzura kavuşur. Başta sürçü lisan ettiysem af ola diyorum ve rüya yorumuma başlıyorum. 

Bir güvercinin pencereyi tıklatması ile hayallerimden irkildiğim bir vakit; oturduğum koltuktan ayağa kalktım, perdeyi araladım ve pencerenin camına doğru kafamı uzattım. Güvercin’in kocaman gözüyle karşı karşıyaydım. Pencereye iyice yaklaşarak, cama yapıştım. Karşımda duran güvercinin gözbebeği büyümeye başladı ve o büyüdükçe ben daha da yaklaştım; ben yaklaştıkça, o büyümeye devam etti.


Bir güvercinin pencereyi tıklatarak sizin irkilmeniz, güzel bir haber alıp hayatınıza yeni bir yön vereceğinize, oturduğunuz koltuktan ayağa kalkmanız ise hayatınızda bir değişiklik yapacağınıza, pencere camından kafanızı uzatmanız, artık hayatınızın monotonluğunuzdan sıkıldığınıza, gözününüzün dışarıda olduğuna :)) , güvercinin gözüyle karşılaşmanız ve gözbebeğinin git gide büyümesi ise etrafınızda sizi kandırmaya çalışan kişilerin olduğuna işaret ediyor, bu aşamada size dikkatli olmanızı öneriyorum.


Camın içerisinden geçiyordu kafam ve sonrasında güvercinin gözünün içinde bulmuştum kendimi. Artık olduğum yerden oturduğum salonu görebiliyordum ve tabii ki camda güvercinin gözünün yansımasını ve de o gözün bebeğinde kendimi.


Kafanızın camın içerisinden geçmesi, kafanızı boş şeylerle boşuna meşgul ettiğinize, bu yüzden kafanız şeffaflaşmış olabilir, bu bir tahmin tabiiki :))) güvercinin gözünün içene girmeniz ise bazı gerçekleri artık görme zamanınızın geldiğine işaret ediyor. Mesela salonu görmeniz bile bir gerçeği görmeye işarettir. :)) güvercinin gözününü bebeğinde kendinizi görmeniz de artık sizin ermiş sıfatına kadar yükseleceğinize işaret eden ve olağanüstü olaylar gerçekleşeceğini haber veriyor bizlere.

Güvercin, kanatlarını çırpıp uçmaya başladığında ise gökyüzünde ilerleyişimizi heyecan ve dehşet içinde seyre daldım; ta ki yağmur yağana kadar. İlk başlarda şeffaf su damlaları şeklinde yağan yağmur damlalarının rengi, kırmızıya dönmeye başlamıştı.


Güvercinin kanatlarını çırpıp uçmaya başlaması size yol gösterecek biri ile karşılaşacağınıza ve birilerinin sizi doğruyu göstererek doğru yola erişeceğinize işaret ediyor. Şeffaf su damlalarının renginin kırmızıya dönmesi ise bu doğru yola ererken önünüze bazı kötü engellerin çıkacağını işaret ediyor. Biri sizi kötü yola düşürmeye çalışıyor da olabilir, aman hocam dikkatli olun, bilemiyorum, tam yorumlayamadım, bu kırmızı yağmuru. Belki yorumlarda bunun yorumunu yapacak biri çıkabilir:)))

Gök hiç de yağmur yağdıracak gibi görünmüyordu. Sonra fark ettim ki; bulutlardan yağmur değil kan damlıyordu. Alışverişleri durmuş, yüksek enflasyonlu solucanlar peşinde koşan kuşlar; bulutların içine doğru uçuyorlardı. Beni gözünde taşıyan güvercin de nihayetinde bir bulutun içine girdiğinde; gördüklerim karşısında ruhum tir tir titriyordu.

Gökten yağmur yerine kan damlaması hayatınızda kafanıza takılan bazı problemlerinizin olduğunu, bu problemin genel bir problem olduğunu ve bunu çok kafaya taktığınıza işaret ediyor hocam, hatta bu bir devlet problemi de olabilir ve siz çok hassas bir yapıda olduğunuz için bu sizi çok üzüyor, yüksek enflasyonlu solucanları görmenizin ve ruhunuzu tiiiiir tiiiiir titremesinin nedeni kesinlikle bu eminim.

Bulutun dışından içine doğru; sebepler, haklılıklar, yaftalamalar, hakaretler, yüceltmeler, övgüler ve cesaretlendirme sesleri geliyordu ama seslerin sahipleri içeri girmiyorlardı. Gözünde yer edindiğim güvercin ise bir köşede dikkat çekmeden durmaya çalışıyordu. Bütün bunları bana neden gösterdiğine dair de bir ipucu vermiyordu.

Bulutların içerisinden bazı seslerin gelmesi ve seslerin sahiplerinin içeri girmemesi ise dediğim gibi sizi kandırmaya çalışanlar var ve siz bunları farkedemiyorsunuz. Gönül gözünüz henüz tam açık değil, bu yüzden ipucunu da alamıyorsunuz, aslında ipucu güvercinin gözlerinin içinde. Acaba bir göz doktoruna mı görünseniz. Bilemedim, hocam, ama bu rüya sonucunda hem işitme hem görme açısından bazı problemler yaşadığınızı da söyleyebilirim, gözler uzağı göremiyor, yakını seçemiyor. Zamanında anneniz size havuç ye oğlum, havuç A vitamini açısından çok zengin bir gıdadır, ye ne olur, yemezsen seni güvercinlere veririm yoksa dedi ama siz buna rağmen yemediniz değil mi? Anne sözü dinlememenin cezası işte. Neyse moralinizi bozmayayım, halen havuç yerseniz faydası olacağını düşünüyorum. Böylelikle güvercinin gözlerine ihtiyacınız kalmayacağına, gözlerinizin bir milyon yıl öncesini bile görebileceğine garanti veriyorum. Anne sözü dinlememiş olabilirsiniz, ama hiçbirşey için geç değildir hocam.

Güvercin’in yavaş yavaş gözleri dolmaya başladı ve gittikçe seviyesi artan suyun içinde, kafamı yukarıda tutma gayretine girişmiştim. Gözden dışarı yaşlar akmaya başlayınca kurtulduğumu düşünyordum fakat bir gözyaşı damlasıyla; içten içe yaşadığım ilk defa birinin gözüne girmiş olmanın gururunu çok kısa yaşamış bulundum. İşte, artık o gözden düşüyordum.

Evet bu parağraf biraz zormuş bu paragarafa nasıl bir yorum yapsam ki, güvercinin gözlerinin yaşla dolması size üzülen bir yakınınızın olduğuna, sizin bu kişiye çok güvendiğinize ve sevdiğinize, onun sizin için üzülmesinden dolayı onunla gurur duyduğunuza, hatta onun bu sevgisinin ebedi olmasını istediğinize, gözden düştüğünüzü görmeniz ise bu sevgiyi ebediyen yaşayacağınıza işaret ediyor.

Bulutun içinden çıkmış, yeryüzüne doğru hızla ilerlerken; telefonum çalmaya başladı. Havada zor da olsa cebimden çıkardığım telefonumun ekranında, arayanın annem olduğunu gördüm. Merak etmesini istemezdim ve telefonu cevaplayarak; “Annem, ben çok iyiyim ama şu anda müsait değilim. Ben seni sonra arayacağım.” diyerek telefonu kapatmıştım. Biraz sonra yere çakılarak öleceğimi anneme söyleyemezdim diye düşündüm ve tam da bunu düşündüğüm an ölümle burun buruna olduğumu anlamış oldum.
Yeryüzüne doğru hızla çakılmak üzereyken telefonun çalması, sizin bu dünyada yiyecek daha çok ekmeğinizin olduğuna, ahirete intikal etmek için henüz zamanınızın gelmediğine, annenizin araması ise annenizi özlediğinize, annenize çok sıkı bağlarla bağlı olmanıza, annenize nezaketle cevap vermeniz ise, anakuzusu olduğunuza, (ne mutlu size ki böyle anlarda bile annenize saygılı bir şekilde davranmış ve gönlünü hoş etmişsiniz, saygı duyuyorum.Keşke herkes ana kuzusu olabilse. )

Gökyüzünde düşme serüvenim devam ediyorken; gözlerimi kapadım ve hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesini bekledim. Maalesef, karanlıktan başka hiçbir şey göremiyordum.
Gökyüzünden düşme serüveninizin devam etmesi işinizle ilgili bazı sıkıntılar yaşadığınıza, bu yüzden hayattan bile soğuduğunuza, karanlıktan başka hiçbir şey görememeniz ise bu sorunları kısa sürede çözeceğinize ve hayatınızda sizi aydınlık günlerin beklediğine işaret ediyor.
Bir film şeridini bile, bana çok görmüştü birileri.
Bir film şeridini çok görmelerinin nedeni ise sizin halen vaktinizin gelmediğine işaret ediyor :)) Vakti gelenler görebilir o şeridi hocam ben de hiç şerit görmedim bugüne kadar, ne yalan söyleyeyim görmek de istemiyorum.

Bugünlük yorum süremin sonuna geldim arkadaşlar. Yarın geri kalan yorumuma devam edeceğim. Yarınki yorumum daha eğlenceli olabilir:)

Hocam anlayışınız ve rüyanızı yorumlamama izin verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sürçü lisan ettiysem afola. 

Hakkınızı Arayın

Herkese merhaba arkadaşlar, 

 Her manada hakkınızı arayın. Sessiz kalıp ezdirmeyin kendinizi gerekirse şikayetlerinizi üst mercilere yaparak  hem maddi hem manevi olarak hakkınızı alın. 

Ben maddi olarak hakkımı aradığım bir kaç olaydan bahsedeceğim sizlere.

Geçen sene sürekli taksitli alışveriş yaptığım mağazadan bir iPad aldım. Bir iki hafta boyunca kullanmaya çalıştım ama internete giriş çıkışı bir işkence  gibiydi. Google geç açması yavaşlığı beni sinir edecek düzeydeydi ki ben kolay kolay sinirlenmem. Belki internet hızımız yavaşalmıştır diye ben hemen anlayamadım bozuk olduğunu. Ama bir tuhaflık vardı. Artık iyice kafama takılmaya başlayan ipad i aldığım mağazaya gittim. Oradaki kızlar sağolsun beni severler ama onlar da emir kulu oldukları için elektronik eşyalarda değişim yapamayacaklarını söyleyip beni garanti servisine yönlendirdiler. İpad i garantiye gönderdim. Servis incelemiş beni arıyor. 

Neymiş ben iPad i düşürmüşüm ve içinde yamukluk oluşmuş,ondan internete yavaş giriyormuş. Tamirini ücretli olarak yapabileceklerini söylediler. Bunu duyunca üzüldüm çünkü resmen bir iftira, çiziği bile olmayan bir ürünü ben nasıl içini yamultayım akıl karı bir şey mi bu :))) ben buna gülerim komik bir bahane resmen insana eziyet ediyorlar. Hakkını aramayan bir çok kişi var beni onlarla karıştırdılar galiba:)

Servis raporu elime gelir gelmez tüketici mahke heyetine hitaben bir dilekçe yazdım. Şikayetimi ayrıntılı bir şekilde anlattım. Ekine faturamı da ekleyip başvurumu tamamladım. İki ay sonra elime karar geldi ve ürünü iade edip ödediğim parayı geri aldım. 

İkinci yaşadığım olay ise sony telefonumla  ilgili:

Bir sene önce ev telefonu faturamın üstüne ilave olarak aldığım sony xz premium telefonum yaklaşık iki hafta önce kendiliğinden aşırı ısınma sonucu arka kapağı  genleşip potluk yaparak bozuldu. Hiçbir şekilde kullanımda ve şarjda değilken bu hale geldi ve bir daha çalışmadı. Yine telefonu garanti servisine gönderdim. Servis takibini yaptığımda telefonumun garanti dışı işlem göreceğini ve kullanım hatası olarak değerlendirileceğini öğrendim.

Bu beni çok üzdü. Telefonumu çok seviyordum görüntüsü, şıklığı ve kullanımı çok iyiydi. Aynası vardı:)))

Herneyse işte seviyordum onu ama bana çok ısınarak ihanet etti. Bozdu kendisini. Küstüm ona. Bir daha onun markasından olanların yanına bile yaklaşmayacağım. Çok üzdü beni. Senelerdir z1, z2, z3   Hepsini kullandım ve servis hep sorun çıkardı. Z2 için Su geçirnez dediler, geçirdi hem de garanti süresi içinde am onu da kullanıcı hatası deyip gönderdiler, z2 de aısınma sorunu yüzünden bozuldu. Ama onun garanti süresi dolmuştu. Evimde resmen sony çöplüğü var. Çocuklarıma da almıştım onlarınki de bozuldu. Çok sağlam diye almıştım halbuki. 

Evet dertleri geçelim konu yine dağıldı:)) nerde kalmıştık 🙂 garanti kapsamı dışında olduğunu öğrenir öğrenmez müşteri hizmetlerini aradım. Müşteri hizmetleri hizmet numaramı sorguladı ve servisin kullanım kaynaklı rapor verdiğini söyledi. Yani arka kapağı bir cisimle zorlayarak potluk kısmını ben yapmışım. Bir iftira daha. Benim işim gücüm yok telefonun arka kısmında potluk mu oluşturacağım hem de bir cisimle. Bu nasıl bir arıza raporu. Ben bu telefonu bilirkişi incelemesi  yaptırsam anlaşılmayacak mı bu durum. Neden beni göz göre göre uğraştırıyorsunuz. Çok sinirliyim sevgili okurlar. Faturama 4.600,00 Tl olarak yansıyan bu haksızlığa asla gözyumamam siz de yummayın ve hakkınızı az çok demeden arayın. Aramazsanız bu tür olaylar karşımıza sürekli çıkar. Nasıl olsa hakkını arayan az kişi var derler ve bunu sürekli yaparlar. 

Hayatın her alanında hakkınızı arayın, hak yemeyin, yiyene göz yummayın, ezenle birlikte siz de ezmeyin. 

Sağlıcakla kalın 🤗


Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye 2.Bölüm

Bir önceki paylaşımımda sizlere talihsiz genç kadının hayat hikayesini anlatmaya başlamıştım. Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum. 

Kısa bir özet geçecek olursam; çocuk yaşta madde bağımlısı ve satıcısı bir adamla evlenmek zorunda kalan kadın senelerce kocasından işkence görerek büyümekte ve bu eziyeti çocukları ile birlikte çekmektedir.

Hayatı böyle kötü bir şekilde devam ederken iş yerinde çalışan kendinden küçük birine aşık olur, adam da ona aşık olur. Kadın her defasında ne kadar acı çektiğini anlatır ve adam onu sevdiği için üzülür, kadının kocasına kinlenir, kadın kendisine eziyet eden kocasından nefret etmektedir.

Bir gün kocasından yine ayrılmak ister ve kocası onu yine dövüp, ölümle tehdit eder. Kadın iş yerine darp izleri ile gider ve ona aşık olan adam onun bu halini görür. Yine çok üzülür. İçinden adamı öldürmek gelir sürekli, kadının bu haline dayanamaz. 

OLAY GÜNÜ

Evet anlattığım bu gerçek hikayede bir cinayet işlendi. Kadının kocası mutfakta boğazı kesilerek öldürüldü. Hatta cesedin heryerinde kesik izleri mevcuttu. Otopsisine çok şükür ki ben gitmedim. Ama giden arkadaşım cesedin parçalanmaya çalışıldığını söyledi. Yani katil cesedi parçalayıp yok etmeye teşebbüs etmiş ama parçalayamamış. Cinayet gece gerçekleşmiş. Olay sabahı kadın çocuğunun odasında kilitli bir şekilde bulunmuş. İfadesinde sabah kalktığında kapının kilitli olduğunu, bunun üzerine kapıyı açması için eşini aradığını, eşi telefonu  açmayınca babasını aramış, evinin anahtarı babasında da varmış. Babası içeriye girip kızını odadan çıkartmış ve mutfakta kanlar içindeki ceseti görüp polise haber vermişler. Kadın ifadesinde hiçbirşey görmediğini ve duymadığını beyan etmiş ise de şu anda Ağır Ceza Mahkemesi nde tasarlayarak öldürme suçundan şüpheli olarak yargılaması devam ediyor. 

Evet  bu korkunç cinayetin katil ya da katil zanlıları şuanda yargılanıyorlar. Çok kötü bir kaderin kurbanı olan bu genç kadın ve çocukları için çok üzüldüm. Böyle kötü bir adam için elini kana bulayıp bulamadığı halen belli değil. Maktül yani kadının kötü kocası ölünce çevreden “ilçemiz bir pislikten temizlendi” diyenler oldu. Ama ben o adamın başka şekilde cezasını bulmasını isterdim. O adam olmalıydı müebbet ile yargılaması yapılan. Genç bedenlerin zehirlenmesine sebep olup diri diri insanları öldüren asıl katil oydu.

Şimdi kadının çocukları ile anneanne ilgileniyor.  Kadın mı yoksa kadına aşık olan adam mı yaptı, yoksa birlikte mi yaptılar sonucu bilmiyorum. 

Duyduklarıma göre polis çevredeki kameraları inceliyor ve gece apartmana iki gencin girdiğini tespit ediyor. Kamerada kadına aşık olan adam ve adamın bir arkadaşı daha olduğu görülüyor. Çapraz sorguya alınan şüphelilerin ifadeleri alınıyor. Alınan ifadelere göre kadın kocasının yemeğine fare zehiri ya da uyku ilacı katarak kocasını etkisiz hale getiriyor. Sonrasında  aşık olduğu adamı ve işbirlikçi diğer şahsı içeri alarak adamı kesiyorlar ama kesme işini hangisinin yaptığı hala bilinmiyor. Maktülü kesme işi bittikten sonra diğer iki adam kadını çocuğunun odasına kilitleyip evden çıkıyorlar. 

İlçemizde yaşanan bu kötü olay hepimizin kanını dondurdu. 

Bu olayın asıl suçluları seneler önce  o küçük kızın o adamla evlenmesine neden olanlardır. O kızı senelerce diri diri gömen babasıdır. Kızının namusunu temizlemedi, kızını diri diri öldürdü…

Evet sevgili anneler, babalar ve yetkili herkes bu tür vakaların yaşanmaması için çocuklarımıza iyi birer ebeveyn olmaya çalışalım onları kötü yola ellerimizle itmeyelim. Bu yaşananlar herkese ders olsun. 

Allah kimseye bu tür olayları yaşatmasın, yaşayan ya da yaşamak zorunda olanlara sabır versin…

Gerçek Yaşanmış Bir Öykü

Çok gençti ve hayatının en deli çağlarıydı. Evli bir adama fütursuzca  aşık oldu. Daha onsekiz bile değildi. Belki adamı babası gibi sevdi, çünkü baba sevgisi görmemişti. O onyedi yaşındayken adam 30 yaşındaydı ve evliydi. Adamın eşi kendi evlerinde ikisini birlikteyken yakaladı ve şikayetçi oldu. Kızın yaşı küçük olduğu için adam eşinden boşanıp küçük kızla evlenmek zorunda kaldı. Yoksa hapis yatacaktı. Kız da küçük yaşta yapmış olduğu hatayı çekmek zorunda bırakıldı. Namus meselesi ya. Babası çok sertti, hatta kabadayı da diyebilirim.

Öyle ya da böyle Çocuk kız ve orta yaşlı adam evlendiler. İki tane kızları oldu dünya tatlısı. Adam malesef psikopat, madde bağımlısı birisiydi. Kadına sürekli baskı yapıyor, eve kilitliyor, hatta dövüp işkenceler yapıyordu. Kadın ayrılmak istiyordu artık, dayanamıyordu. Genç yaşta yaptığı hatanın bedelini hem kendi hem de çocukları ödüyordu. Onun da psikolojisi bozulmuştu. Çocukları ile birlikte eşinden şiddet görerek korku evde korku içinde yaşıyordu.

Adam hem içici,  hem satıcıydı. Günahsız ve genç bedenlerin zehirlenmesine neden oluyordu. Kadın ve çocukları ahlarla vahlarla büyümüşlerdi. Çektikleri hiç bitmiyor devam ediyordu. Kadın ayrılmak istiyor ama adam ölümle tehdit ediyordu. Adam ilçenin zararlı haşerelerinden biriydi. Kadın artık dayanamıyordu çok eziyet görüyordu. Kadın özel bir şirkette çalışıyordu. Oradan birine aşık oldu. Kadının aşık olduğu adam onun bu haline çok üzülüyordu. 

>hikayemin ikinci bölümüne kaldığım yerden devam edeceğim. Bu benim çevremde  tanıdığım birinin hayat öyküsüdür. Çevreden anlatılanlara ve duyduklarıma göre yazdığım, çok dersler çıkartılması gereken gerçek bir yaşam öyküsü…

Keşif Günlükleri 2

Gelen istekler üzerine keşif günlüklerime devam ediyorum arkadaşlar:)

Bugün sizlere yarı hayal yarı gerçek bir keşif anlatacağım, yani resimler gerçek keşiften, ama anlattıklarım hayal ürünü olacak. 

Bu bir otopsi  keşfi hikayesidir.



Keşif mahalli yukarıda gördüğünüz ev.



Bu ev ormanın içinde eski bir ev. İçinde yaşlı bir karı koca yaşıyordu. Kimsecikleri de yoktu. Karı koca bu evin içinde vahşice katledilerek öldürüldüler.

Yaşlı çiftimiz çevrelerinde  bulunan mandıradan süt alırlarmış düzenli olarak. Olay günü sütçü eve geldiğinde kapıyı açık bulmuş ve yaşlı çiftin yerde kanlar içerisinde yatan cesetlerini görmüş. Hemen korkuyla oradan ayrılmış ve polise haber vermiş. Tabiiki sütçünün  polise haber vermesiyle olay bize intikal etti. 

O haftasonu savcılıkta ben nöbetçiydim. Bu konularda çok şanslıyımdır 🙂 illaki birşeyler çıkar nöbetlerimde… Nadiren çıkmadığı da olur 😊

Jandarma  aradığında saat sabah dokuz civarlarındaydı, haberi alır almaz apar topar olay mahalline gittik savcımızla.  Ev ormanlık alanın içinde eski derme çatma bir evdi. Evin içine girdik. Yaşlı dede ile nine yerde kanlar içinde yatıyorlardı. Etraf dağılmış masalar devrik bir şekildeydi. Bir boğuşmanın yaşandığı belliydi. Yaşlı amcanın boğazı kesilmiş, yaşlı ninenin ise karnında ve kalbine yakın yerlerinde bıçak darbeleri vardı. Yerler kan gölü gibiydi. Cesetler şişmiş ve morarmış kaskatı vaziyetteydi. Yaşlı amcanın  gözleri açıktı. Olayın üstünden günler geçmiş olduğu anlaşılıyordu. Ben uzaktan baktım çok yakından bakmak istemedim. Uzaktan bile çok korkunç görünüyordu cesetler.

Olay mahalli jandarmanın alanında olduğu için askerler geldiler bizimle. Cesetleri cenaze arabası ile hastane morguna götürdüler ve orada cesetler ile ilgili savcı ve doktor incelemelerini yaptılar. Otopsi zaptını tuttuk. Daha sonra cesetleri Adli Tıp’a sevk ettik. 

Yaşlı çiftimizi kim neden öldürdü ?katil ya da katil zanlıları hala bulunamadılar. Bu vahşi cinayet  Faili meçhuller arasında kaldı. 

Keşif Günlükleri

Yazmaya yazmaya ne yazacağıma hala karar veremedim. Ne yazsam acaba 🧐

Hmmm 👍 evet buldum. Geçen gün gittiğim keşifte çok güzel canlarla tanıştım. Onlardan bahsedeyim sizlere 😀

Bazılarınız bilir Pazartesi günü bizim keşif günümüzdür. Milletin malının mülkünün peşine düşer dağ bayır gezeriz. İşimiz bu napalım :)) Taşınmazın değerinin bilirkişilerce tespitini sağlarız. Aslında görevimin en sevdiğim ve bazen de zorlandığım bölümlerinden biridir keşif. Güzel havalarda bir gezi, traking gibi geçen keşfimizin soğuk havalarda pek keyifli geçtiğini söyleyemesem de doğa ile iç içe olmak beni mutlu ediyor. Toprağa basmak, mis gibi dağ ve orman havasını koklamak tüm enerjimi yükseltiyor. Bildiğiniz bir terapi gibi geliyor bana. Düşünsenize bütün gün kapalı ortamda dosyalarla boğuşan biri olarak keşiften ne kadar haz aldığımı:) Siz de olsanız benim yerimde keşifleri gerçekten seversiniz.

Her keşifte hava çok soğuk değilse turist Ömer gibi muhakkak resim çeker, selfi yaparım.  😃

Bazen keşiflerde köpüşler de eşlik ediyor bizlere, onlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Biraz ilgi gördükleri zaman hemen oyunlar yapmaya tüm sevimliliklerini göstermeye bayılıyorlar. Ben de onları izleme bayılıyorum. 

Narnia günlükleri gibi keşif günlükleri yazımın sonuna geldik arkadaşlar. Bir dahaki mal paylaşımındaki keşfimde görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın güzel dostlar.