Bir Otopsi Hatırası

Bugün sizlere mesleğe başladığım ilk günlerde yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum. Çoğu kişinin ilgi ile okuyacağını düşündüğüm bir meslek anısı, otopsi nedir az çok bilirsiniz, filmlerde görmüşsünüzdür, genelde adli vakalarda şaibeli ölümlerde savcılık aracılığı ile maktul yani ölen kişinin vücudunda neden öldüğünü tespit etmek için doktor eşliğinde yapılan bir incelemedir.

http://www.iha.com.tr/haber-jandarma-datca-sahilinde-ceset-topluyor-501024/

hayatımın ikinci ayında, daha çiçeği burnunda mesleğini öğrenmeye çalışan, azimli bir katiptim o sıralar, ev hanımlığından çıkıp geldiğim adliye koridorlarına çok yabancıydım. Sanık nedir? Müşteki kime denir? açıkçası hiçbirinden haberim yoktu. Aynı steemit’e geldiğim ilk günlerdeki gibi hiç birşey bilmeden başladım mesleğe. Katipliğin sadece yazmaktan ibaret olduğunu düşünen, içi pır pır olan bir katipçiktim, bundan önce iki sene özel sektörde çalışmam bana mesleğimin kıymetini daha iyi bilmem için bir tecrübe oldu diyebilirim.
Mesleğimin ikinci ayında beni geçici görevle adaya verdiler, iki ay adada yalnız kalarak görevimi idame ettirmek zorunda kaldım, çocuklarım eğitim durumlarından dolayı yanımda olamadılar. Eşim de çocuklarımın başında kalmak zorunda kaldı. Adada kaldığım iki ay boyunca savcılık katibi olarak görev yaptım, savcılık işleri biraz mahkeme işlerine göre daha farklı, otopsiler, nöbetler, infazlar, tutuklu işler, hepsi işini çok iyi takip etmeyi gerektiren önemli işler.
Adanın tek savcılık katibi bendim, benden öncekilerin tayini çıktığı için beni geçici görevle adaya almışlardı, haftasonu bile evime gidemiyordum, nöbetlere kalıyordum, benim için zor bir süreç olmuştu, o kadar şanslıydım ki daha adaya gelişimin ilk haftasonunda nöbet işi olarak otopsi haberi aldım.

http://www.kadinsite.com/karma-karikaturler/otopsi-karikaturu/

Kumburgaz’da batan bir gemideki mürettebatlardan birinin cesedi bizim karşı tarafımızda bulunan bir adanın sahiline karaya vurmuştu. Adadan adaya gemiyle geçiş yaparak olay mahalline intikal etmemiz gerekiyordu, hava hafiften rüzgarlı ve tatlı bir dalga vardı denizde. Savcı Bey, ben ve bir uzman doktor eşliğinde sahil güvenlik gemisi ile adaya geçişimiz sağlandı. Kendimi gezmeye gidiyormuş gibi hissediyordum, ama işin iç yüzü hiç de öyle değildi. Adaya geçiş sağladığımızda bizi Jandarma karşıladı ve olay mahalline götürdü. Olay mahalline bizden önce olay yeri inceleme ekibi de gitmişti, bayağı kalabalıktı, jandarmalar, polisler…  İlk defa yakından bir ölü görecektim, çok heyecanlıydım, maktulün cesedi 20 günlüktü, adanın tenha bir sahilinde karaya vurmuştu, kimbilir kaç gün denizin içinde balıklar ile haşır neşir olmuş bir cesetti, bir yandan korkuyor bir yandan da merak ediyordum, tepeden sahile cesede doğru baktım, yakınına gidemiyordum, yakından bakarsam gözümün önüne sürekli o görüntünün geleceğini biliyordum, yalnız kaldığım için bakmamalıydım, bu yüzden tepeden bakmayı tercih ettim, cesetin üstünde sadece beyaz bir şort gözüküyordu, savcı bey cesedin yanına doğru indi, ben tepede kaldım, uzaktan seyretmeye başladım, savcı bey biraz ceset ile haşır neşir olduktan sonra askerlere cesedi cenaze aracına taşımalarını ve inceleme için adanın morguna götürmelerini emretti.

 

Askerler bile cesedin yanına gitmek istemiyorlardı, çünkü ceset uzun süre denizde kalıp karaya vurduktan sonra güneşin altında kimbilir kaç gün kaldı ki cesedin vücudunun üstünde güneş yanıkları oluşmuştu, ben bunu savcım otopsi zaptını yazdırırken öğrendim, ama uzaktan baktığımda da cesedin üzerindeki kızarıklıklar az çok belli oluyordu, ceset bavul gibi şişmiş bir haldeydi ve bulunduğum tepeye doğru kokusu gelmeye başlamıştı, ben hayatımda böyle kötü bir koku duymamıştım. Burnuma koku geldikçe, kusasım geliyor, otopsi zaptını nasıl yazacağımı düşünüyordum. Askerler bile yanına yaklaşamıyor, çömez askerlere emir vererek cesedi taşıtmaya çalışıyorlardı. Askerler gönüllü gönülsüz kokan cesedi zar zor cenaze arabasına taşıdılar. Cami morguna getirdiler, teneşire yatırdılar cesedi, ben bunları hep uzaktan izledim çünkü 20 metre öteye kadar cesedin kokusu geliyordu, sürekli bir endişe ve üzüntü vardı içimde koku burnumdan hiç gitmiyordu, Savcı Bey zaptı yazdırmak için cami morgunun tam önüne masa ve sandalye kurdurdu askerlere, ama ben oraya gitmek istemiyordum, o kokunun içinde nasıl zabıt yazacaktım, midem bulanıyor, öğürme hissi geliyordu, ama o zaptı yazmak benim vazifemdi, kendimi sıka sıka gittim, Allah’ın bana verdiği güç ile sandalyeye oturdum ve doktorun incelemeleri ile Savcı Bey’in söylediklerini zabıta geçirdim, o anlar benim için çok zordu, mesleğimde bu tür şeyleri yaşayacağım aklıma gelmezdi, ben iki çocuğunu büyütmüş, 35 yaşından sonra meslek hayatına atılmış bir ev hanımıydım, pastalar börekler günler yapardım, bilmezdim böyle şeyleri. Küçüçük evimde herşey güllük gülüstanlıktı. Adliyelerde neler oluyor hayatta neler yaşanıyor, sadece televizyonlardan izlediğim kadarıyla biliyordum. Ama çalışma hayatı bana hayatın gerçek yüzünü görmemi sağladı.

http://www.defenceturk.net/2018/02/27/sahil-guvenlike-105-yeni-bot-alinacak/

Otopsinin bitmesi akşamı bulmuştu, hava kararmıştı, deniz yoluyla yine bulunduğumuz adaya gitmek için sahil güvenliğe haber verildi, ancak sahil güvenliğin işi çıktığından bizi yine sahil güvenliğe bağlı daha küçük bir gemi olan zodyak ile dönüşümüzü sağladılar, yolda dönüşümüz bir faciaydı diyebilirim, denizde hafif gözüken, zodyakayken hiç hafif olmayan dalgalar kucakladı bizi, benim kucağımda laptop vardı, içindeki bilgiler çok değerli olduğu için kendimi siper ederek onun ıslanmasını engelledim, dalgalar her yerimizi ıslatıyordu, zodyaktaki askere daha yavaş gitmesi için birkaç kez uyarıda bulundum, yol boyunca dualar ederek karaya ulaştık, ama hepimiz sudan çıkmış balık gibiydik, birbirimize bakıp gülüyorduk, hem eğlenceli hem heyecanlı macera dolu bir otopsi keşfiydi. Hayatımda yaşadığım en ilginç günlerden biriydi. Bunun haricinde bir de 40 günlük bir mezar da açtık, onu da sonraki yazılarımda paylaşacağım. Kalın sağlıcakla güzel dostlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir